Zihni Okuyan Makine

admin tarafından 5 Ocak 2010 tarihinde yazılmıştır.
Yorum Yok

zihin-okuyan-makNeuralynx adlı yeni bir cihaz sayesinde düşünceleri seslendirmek mümkün hale geliyor.

Beyne yerleştirilen elektrotların FM frekansı üstünden kurduğu iletişimi temel alan yapı 50 milisaniyede tepki verebiliyor. Çeşitli sebeplerden konuşama yeteneğini kaybeden kişileri hedef alan bu cihazın tepki süresi normal bir insanın konuşmak için verdiği süreye eşit bir zamanı kullanıyor.

  • Share/Bookmark

Önümüzdeki 10 yıl nasıl olur?

admin tarafından 5 Ocak 2010 tarihinde yazılmıştır.
Yorum Yok

onumuzdeki-on-yilThe Daily Telegraph gazetesi bir grup uzmanın bilim, teknoloji, çevre gibi farklı alanlardaki 10 yıllık tahminini derledi…

Önümüzdeki 10 yıl nasıl geçer? The Daily Telegraph gazetesi bir grup uzmanın bilim, teknoloji, çevre gibi farklı alanlardaki 10 yıllık tahminini derledi…

Gelecek on yılda hayatımızda neler değişecek? İngiliz The Daily Telegraph gazetesi soruyu tıptan, sinemaya, internetten, çevreye farklı alanlardaki yazar ve editörleriyle dışarıdan uzmanlara sordu…
Devamını Oku

  • Share/Bookmark

Rusya Uzay’da şov yaptı!

admin tarafından 5 Ocak 2010 tarihinde yazılmıştır.
Yorum Yok

uzay1Geçtiğmiz yıl en fazla uzay aracını Rusya fırlattı. 2009 yılında uzaya en fazla uzay aracı gönderen ülkenin Rusya olduğu açıklandı.

Geçtiğimiz yıllarda uzay programları için harcamalarda sıkıntı çeken Rusya, son yıllarda ayırdığı bütçesiyle uzay teknolojilerinde dünyada dördüncü ülke konumuna kadar yükseldi.

Rusya Federal Uzay Ajanslığı (Roskosmos) Başkanı Anatoli Perminov, ülkesinin geçtiğimiz yıl uzaya daha fazla araç gönderen ülke olduğunu kaydetti. Rus Golos Rossii radyo programında konuşan Perminov, “2009 yılında uzaya 52 araç gönderdik, bunların 13′ü uydu aracı. Bu, dünyada uzaya gönderilen tüm araçların yüzde 43′ünü oluşturuyor. Bu rakam aynı zamanda ABD’den yaklaşık 1,5 daha fazla.”dedi. Roskosmos Başkanı’na göre, Rusya 2008 yılında 27, 2007 yılında da 26 araç fırlatmıştı.

Perminov, uzay programları çerçevesinde Washington’un Rusya’dan daha fazla para harcadığını da itiraf etti. Roskosmos Başkanı, “2008 yılında Rusya uzay harcamaları konusunda altıncı sırada bulunuyordu. 2009 yılında ise ABD, Avrupa Uzay Ajanslığı ve Çin’den sonra Rusya dördüncü sırayı paylaştı. ABD’nin uzay programları için bütçesi bizden 10 misli daha fazla.”dedi.

  • Share/Bookmark

Güneş enerjili uçak havada

admin tarafından 5 Aralık 2009 tarihinde yazılmıştır.
Yorum Yok

güneş enerjili uçak
Güneş enerjili uçak havalandı
İsviçreli girişimciler önceki gün güneş enerjisiyle çalışan bir uçağı havalandırmayı başardı.

Yüksek teknolojili tek kişilik Solar Impulse adlı prototip uçak Zürih yakınındaki Duebendorf hava üssünden bir metre yükselip 400 metre boyunca uçtu. Gece ve gündüz uçabilecek bir güneş uçağı üretebilmek amacıyla kurulan Solar Impulse vakfından

Andre Borschberg uçağın hiçbir yakıt almadan sadece güneş enerjisiyle uçmasını olağanüstü olarak nitelendirdi. 1.600 kg ağırlığındaki uçağın 2012 yılında dünyayı dolaşması için çalışmaların yapıldığı söylendi

  • Share/Bookmark

Zaman makinesi gercekmi oldu

admin tarafından 20 Kasım 2009 tarihinde yazılmıştır.
Yorum Yok

Zaman makinesi gercekmi oldu

Zamanda yolculuk, telepati, sınırsız enerji ve ölümsüzlük rüyalarınızı süslemez mi? “Hiçbir şey imkansız değildir” sözünü her zaman duymuşuzdur.

Beyin cerrahisi, havacılık ve insanları uzaya gönderme alanındaki çalışmalar hakkındaki küçültücü atasözleri bugün birer rutin haline geldi. Peki şimdi zamanda yolculuğa hazır mısınız?

BBC Focus dergisinde yer alan haberde, insanoğlunun becerisi ve azminin müthiş bir birlik oluşturduğu ve hatta, imkansız görünenleri bile başarma alışkanlığı kazandığı belirtiliyor.

Yapay zeka, görünmezlik, telepati ve hatta zamanda yolculuk gibi şaşırtıcı bilimsel olasılıkların bir sonraki aşamasını gerçekleştirmeye çalışan bilim adamlarına göre, makinelerle iletişim, ölümsüzlük, Star-Trek tarzında ışınlanma ve bomboş olan uzaydan enerji çıkarmak gibi keşifler bir gün gerçek olacak.

Tek problem nakit sıkıntısı olduğunu söyleyen bilim adamları, “Hükümetler peşin para verdiğinde, sonuçların kendiliğinden geleceğini biliyoruz” diyorlar. Amerika yaklaşık 8 yıl içinde ay üzerine inen roket fırlatmayı deneyecek. Ancak 25.4 milyar dolar ödeme yaparsa bunu gerçekleştirebilir. Bu nedenle belirli bir niyet, motivasyon ve para gerekiyor.

Bilimin yıllar sonra imkansız olanı gerçekleştireceği konular neler?

Ronald Mallett, babası 33 yaşında kalp krizinden öldüğünde 10 yaşındaydı ve babasının ölümüyle yıkılmıştı. Bir yıl sonra, HG Wells tarafından yazılan “The Time Machine (Zaman Makinesi)” isimli kitabı okudu ve zaman makinesi yapmaya karar verdi. Böylece geriye gidebilecek ve babasının erken ölümünü önleyebilecekti.

Bu 50 yıl önceydi. Mallett şu anda Connecticut Üniversitesi’nde fizik profesörü olarak çalışıyor. Fakat onun geçmişe yolculuk tutkusu eskisi gibi devam ediyor. Önceleri ne yapacağımı insanlara anlatmadığını, çünkü bunun kariyerini etkilemesini istemediğini belirten Mallett, “Bunu gizlemek için kara delikler üzerinde çalıştım. Fakat diğer yandan her zaman zaman hakkında daha fazla şey anlamaya, öğrenmeye çalıştım, zaman makinesini nasıl yapabileceğimi düşündüm” dedi.

Yıllar boyunca Mallett mükemmelleşti ve makinesi için geçerli bir tasarımın olduğuna inanıyor. Büyük bir fincanda kahvenin dalgalanması gibi kapalı döngü etrafında mekanı ve zamanı sürüklemek için ışığın dağılan ışınlarını kullanarak bu konu üzerinde çalıştı. Bu kapalı bir döngüde zamanın çevrilebileceği düşüncesiydi, bunun bazısı geçmişe hızla dönüş olmalıydı.

Mallett, şu anda aynı üniversitedeki deneysel fizik uzmanı Profesör Chandra Roychoudhuri ile tasarımını test etme üzerine çalışıyor. Dağılan ışık halkaları oluşturmak için lazerlerin özenle yapılmış fiziksel yapılarını kullanmayı planlıyorlar. Lazerlerin zamanın gerisine atomdan küçük parçacıklar göndermek için yeterli derecede güçlü olabileceğini umut eden bilim adamları, iyi belirlenmiş sürede doğal olarak bozulan partikülleri kullanarak etkiyi ölçmeyi amaçlıyorlar. Örneğin, pionların (pi mezonunun kısaltılmış hali) yaşam süresi saniyenin 26 milyarda biri kadardır. Eğer bunlar geçmişe yolculuk için yapılsaydı, saptanan bozulma süreleri daha da kısalmalıydı. Araştırmacılar, Mallett’ın tamamlanmasının yaklaşık 10 yılı alacağını tahmin ettiği bu iş için fon arıyorlar.

Atomdan küçük parçacıklar sadece bir konu, peki insanlar geçmişe nasıl gönderilecek? Mallett, bunun uluslar arası işbirliği gerektirdiğini belirterek, “Eğer bize sınırsız nakit desteği sağlanırsa, bu makineyi bu yüzyıl içinde faaliyete geçirebiliriz” dedi.

Mallett’in hikayesi geçtiğimiz günlerde yönetmen Spike Lee tarafından sinemaya uyarlama çalışmaları başladı.

  • Share/Bookmark

Geçtiğimiz cuma az daha dünya yok oluyordu

admin tarafından 13 Kasım 2009 tarihinde yazılmıştır.
Yorum Yok

asteroitDünya’yı geçen cuma küçük bir göktaşının yalnızca 14 bin kilometre mesafeden sıyırıp geçtiği ve astronomların bunu yalnızca 15 saat önce farkettikleri ortaya çıktı.

Astronomlar, “2009 VA” adı verilen 7 metre uzunluğundaki göktaşının (asteroid) geçen cuma günü TSİ 23.30 sularında yalnızca 2 Dünya yarıçapı mesafeden geçtiğini söylediler. Bunun Dünya’ya çarpmadan 3. en yakından geçen asteroid olduğu bildirildi.

Geçen cuma günü erken saatlerde göktaşını keşfeden ABD’deki Catalina Gökyüzü Gözlem Merkezi, durumu bildirdikten sonra Massachussetts eyaletindeki NASA’nın Jet Motorları Laboratuvarı’na bağlı Cambridge Yakın Dünya Gökcismi Program Ofisi derhal göktaşının “kimliğini” belirledi. Gökcismi için bir yörünge tarifi yapan astronomlar, göktaşının Dünya’ya çarpmayacağını hesapladılar. Astronomlar, “2009 VA” adı verilen göktaşının, Dünya’nın atmosferine girdiğinde tamamıyla yanarak gökyüzünde bir ateş topuna dönüşeceğini ve çarptığında büyük bir hasar oluşturmayacağını düşünüyorlar.

  • Share/Bookmark

Türkiye CERN’de kaybediyor

admin tarafından 10 Kasım 2009 tarihinde yazılmıştır.
Yorum Yok

turkiye_cern

Türkiye CERN’de 50 milyon dolar ödemiyor, milyar dolar kaybediyor.

Cern’de görevli Doç. Dr. Kerem Cankoçak, Türkiye’nin CERN’e üye olması halinde ödemesi gereken yıllık 50 milyon doları fazla bulmasını eleştirdi. Cankoçak, “Yetkililer ‘3 vereceğiz 5 almalıyız’ diyor. Bilimde bugün 3 verip yarın 5 alamazsın ama bilime yatırım yapan ülkeler dünyanın en zengin ülkeleri oldu” dedi.

İSTANBUL Teknik Üniversitesi (İTÜ) adına Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi’nde (CERN) görevli biliminsanı Doç. Dr. Kerem Cankoçak Türkiye’nin CERN’e üye olması halinde ödemesi gereken yıllık 50 milyon doları fazla bulmasını eleştirdi. Doç. Dr. Kerem Cankoçak, küresel cirosu yaklaşık 1.8 milyar dolar olan ve 2009-2010 faaliyetleri için Türkiye’yi hedef ülke belirleyen Teradata’nın “Bilgi Teknolojileri ve Evrim” başlıklı etkinliğine katılmak için Türkiye’ye geldi. TÜBİTAK yetkililerinin CERN’i ziyaret ettiğinde “50 milyon dolar verilecek peki faydası ne olacak” diye sorduğunu anlatan Doç. Dr. Kerem Cankoçak şöyle konuştu: “3 vereceğiz 5 almak isteriz diyorlar. Bu iş öyle değil. Türkiye’de kullanılan her alet, ses kayıt cihazından bilgisayara dışarıdan alınıyor. Oysa bu insanlar yüzlerce yıl bilime yatırım yaptılar, şimdi onun nimetlerini yiyorlar. Şu anda elektronik çağda yaşıyoruz diyoruz. Elektron 1897’de keşfedildi. Keşfedildiğinde kimse bir elektronik çağda yaşayacağımızı bilmiyordu. Bilime yatırdığımız paranın ileride nasıl döneceğini şimdiden kestiremeyiz. Bugünden yarına bir iş değil. Temel bilimde bugün 3 verip yarın 5 alamazsınız. Ama uzun vadeli yatırımdır ve bilime yatırım yapan ülkeler bugün en zengin ülkeler.”

CERN’e üye olursak

Doç. Cankoçak, günlük hayatta kullanılan birçok şeyin bilimsel araştırmalar sırasında keşfedildiğini belirterek, “En güzel örnek röntgen ışınlarıdır. X ışınları günümüzden 100 yıl önce keşfedildi. Günlük hayatta karşılaştığımız bütün dedektörler, asansörler, otomatik kapıların açılıp kapanması, telekomünikasyon çalışmaları yine temel bilimsel araştırmalardan çıkıyor. CERN’e üyelik bu teknolojilerin Türkiye’ye getirilmesine yol açacak” dedi. Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) ve bazı hükümet yetkililerinin CERN’e üyelik durumunda yılda 50 milyon dolar ödemekten bahsettiğini hatırlatan Doç. Dr. Cankoçak, “Bu 50 milyon doların ilk 5 yıl boyunca kademeli olarak büyük kısmı Türkiye’de harcanacak. Hatta ilk yıl neredeyse tamamı Türkiye’de harcanacak. Laboratuvarlar kurulacak, para Türkiye’deki parçacık fizikçilerine aktarılacak” dedi.

Hızlandırıcı teknolojiye fayda sağlar

GELİŞMİŞ ülkelerde Ar-Ge için kullanan hızlandırıcıların ekonomiye ve teknolojiye büyük faydalar sağladığını anlatan Doç. Dr. Kerem Cankoçak, özellikle nano-biyo-teknolojiler gelişmiş lazer sistemleri gerektirdiği için, bu tür merkezlerin (ABD’deki Stanford Universitesi Doğrusal Hızlandırıcı Merkezi, Almanya’daki Alman Sinkrotron Merkezi, Cenevre’deki CERN gibi) yeni buluşlar ve teknolojiler için şart olduğunu vurguladı. Anahtar teslimi bir hızlandırıcının tıpkı otomotiv sanayiindeki gibi yabancı patentli yerli araba gibi tuhaf bir duruma döneceğini savunan Doç. Dr. Cankoçak, “Bu durum Turkiye’deki teknolojiye, AR-GE çalışmalarına hiç bir kazanç sağlamaz. Zaten anahtar teslim bir hızlandırıcıyı çalıştıramayız. Çünkü elimizde yeterli sayıda yetişmiş eleman yok” diye konuştu.

Hiçbir ülke kendi başına CERN kuramaz

“TÜRKİYE kendi CERN’ini kuruyor” haberlerini de eleştiren Doç. Dr. Kerem Cankoçak, “Hiçbir ülke kendi CERN’ini kuramaz. Çünkü CERN uluslararası bir kuruluş. Hem ekonomik olarak hem de beyin gücü olarak hiçbir ülke bunun altından kalkamaz” dedi. Türkiye’de planlanan iki girişim olduğunu söyleyen Doç. Dr. Cankoçak, “Birinci girişim TAEK’in küçük hızlandırıcı projesi. Tıpta kullanılan radyo nükleiti üretmek istiyorlar. Yurtdışından her yıl milyonlarca dolar radyo nükleitlerin ithalatı için gider. TAEK 12-15 milyon dolar civarında bir para ayırdı. Diğer proje de Türk Hızlandırıcı Merkezi. Ancak burası Türkiye’nin CERN’i değil. Bunlar küçük deneyler yapmak için ya da bazı maddelerin radyasyona dayanıklılığını ölçmek için ya da bir lazer ışını elde edip o lazer ışınıyla hem tıpta hem de fizikte birtakım deneyler yapmak için bunlar küçük labaratuvarlar” dedi.

  • Share/Bookmark

Dünyayı kurtarmak için son 50 gün

admin tarafından 19 Ekim 2009 tarihinde yazılmıştır.
Yorum Yok

Dünyayı kurtarmak için son 50 gunİngiltere Başbakanı Gordon Brown, dünya liderlerine seslenerek, “gezegenimizi küresel ısınma çıkmazından kurtarmak için 50 gün kaldığını” söyledi.

Danimarka’nın başkenti Kopenhag’da aralık ayında yapılacak BM iklim zirvesine 50 gün kala, Londra’da bugün 17 ülkenin temsilcisi bir araya geldi.

En fazla sera gazı emisyonuna neden olan ülkelerin liderlerinin katıldığı toplantıda konuşan Brown, yeni bir küresel anlaşmaya varılmadığı takdirde, dünyayı ve ülkesini yıkıcı sıcak hava dalgaları, seller ve kuraklık gibi felaketlerin beklediği uyarısında bulundu.

Brown ayrıca, Kopenhag’da Kyoto’nun yerini alacak yeni bir protokol ya da anlaşma üzerinde uzlaşılamazsa “B planlarının olmadığını” söyledi.

Britanya Başbakanı, 2080 yılına gelindiğinde 1,8 milyar insanın temiz su sıkıntısı içinde olacağını vurguladı.

Brown, 2003 yılında 35 binden fazla kişinin hayatını kaybetmesine neden olan sıcak hava dalgasını hatırlatarak, bunun tekrarlanabileceğine dikkati çekti.

Küresel ısınmanın sebebi olarak görülen sera etkisine yol açan gaz salımlarının ne kadar azaltılacağı dünya liderlerinin üzerinde anlaşamadığı konuların başında geliyor.

Aralık ayının başında Kopenhag’da yapılacak BM iklim zirvesinde, Kyoto sözleşmesinin yerini alacak uluslararası bir anlaşma metninin kabul edilmesi bekleniyor.

  • Share/Bookmark
Hosting, Linux Hosting