Darbe düşüncesi TSK’ya saygısızlık

admin tarafından 5 Ocak 2010 tarihinde yazılmıştır.
Yorum Yok

abdullah-gulCumhurbaşkanı Gül, bugün Türkiye’de yaşananların aslında normalleşme olduğunu belirterek, darbe düşüncesinin TSK’ya saygısızlık olduğunu söyledi.

Gül, “Türkiye’nin çok güçlü bir ordusu vardır, bununla gurur duyuyoruz ve bu hepimizin dikkatle koruması gereken ve övünmesi gereken bir kurumudur” dedi.

CUMHURBAŞKANI Abdullah Gül, CNN Türk’te katıldığı canlı yayında gazeteci Hasan Cemal ile Cengiz Çandar’ın sorularını yanıtlayarak, darbe düşüncesinin TSK’ye saygısızlık olduğunu söyledi. “Yanlış insanlar, yanlış düşünceler içinde olabilir ama böyle bir düşünce TSK’ya saygısızlık olur” diye konuşan Gül, “Muhtıralar dönemi kapanmış mıdır” sorusunu ise “Böyle bir şey sözkonusu olamaz” diye cevapladı.
Devamını Oku

  • Share/Bookmark

Tarım değince Bor, Bor değince Türkiye

admin tarafından 14 Aralık 2009 tarihinde yazılmıştır.
Yorum Yok

bor madeniTürkiye’nin en önemli yer altı zenginliklerinin başında gelen bor, tarımda kullanıldığında mahsul verim ve kalitesini artırıyor. Bor rezervleri açısından yüzde 72′lik payla lider konumda olan Türkiye, dünya rafine bor üretiminin yaklaşık yüzde 34′ünü karşılıyor.

Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü (BOREN) Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mustafa Zafer Sunu, son yıllarda yapılan araştırmalarda, tarımda borlu gübreler kullanıldığında başta tahıllar olmak üzere birçok mahsulün verim ve kalitesinde ciddi yükselmeler görüldüğünü söyledi. Buğdayın, Türkiye’de tarla bitkileri arasında en çok ekilen, tarım üretiminde en büyük paya sahip ürün olduğunu belirten Prof. Dr. Sunu, “Ekonomik olarak yetiştirilmesi, birim alandan en fazla kaliteli verimi almakla mümkündür. Bu da diğer kültür tedbirleri yanında dengeli gübrelemeyle yapılabilir. Son yıllardaki çalışmalarda, dünya ve Türkiye topraklarında mikro besin elementleriyle ilgili problemlerin yaygınlık gösterdiği ortaya koyulmuştur. Bunlardan biri de bordur. İki yıllık tarla denemeleri sonuçlarına göre bor uygulamasıyla ekmeklik buğday dane veriminde çok önemli artışlar elde edilmiştir.” dedi.

Devamını Oku

  • Share/Bookmark

Gidiş yönüne dik giderek park eden araba

admin tarafından 13 Aralık 2009 tarihinde yazılmıştır.
Yorum Yok

park eden aracFırat Üniversitesi (FÜ) Mühendislik Fakültesi Makine Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Haşim Pıhtılı, “Gidiş Yönüne Dik Hareket Ederek Park Eden Araç” tasarımına Türk Patent Enstitüsü’nden patent aldı.

Normalde ideal bir park etme davranışının hem uzun zaman aldığını hem de bu süreç içerisinde harcanan yakıt miktarının fazla olduğunu ifade eden Pıhtılı, şu bilgileri verdi:

“Tasarlanan bu sistemde araç, park edileceği alana getirildikten sonra sürücü tarafından otomatik park sistemi butonuna basıldığı anda araçta ana tekerleğe ek olarak monte edilmiş doksan derece hareket edebilen küçük çaptaki yeni tekerlekler devreye girer. Bu sayede aracı yan olarak park edilecek yere taşır ve daha sonra otomatik park sistemi butonuna basıldığında araç tekrar yere indirilerek eski haline getirilir. Böylece araç çok kısa sürede park ettirilmiş olur. Bu sistemde, sadece aracın boyu kadar bir park alanı yeterli olmaktadır. Bu sistem sayesinde, park alanı problemi de yaklaşık olarak yüzde 25 oranında azalacaktır. Bu da sınırlı bir alana daha fazla aracın park etmesini mümkün kılmaktadır.”

Yrd. Doç. Haşim Pıhtılı, sistemde park sensörleri sayesinde park etme sırasında öndeki, arkadaki ve yandaki araca veya başka bir şeye çarpma meydana gelmeden hasarsız bir şekilde aracın park edilebileceğini belirterek, patenti alınan bu sistemle park etme esnasında problemlerin ortadan kalkmış olacağını kaydetti.

Pıhtılı, tasarım için 2007 yılında yapılan patent başvurusunun sonuçlandığını, tasarımın “Patent TR2007-05570BÜ” numarası ile onaylandığını belirtti.

+10 Aralık 2009 Perşembe, 19:14
CNN Türk

  • Share/Bookmark

Kırk Haramilerin Altınları Bulundu

admin tarafından 5 Aralık 2009 tarihinde yazılmıştır.
Yorum Yok

kırk haramilerAltınlar meğer Kırk Haramilere aitmiş…

Mardin’de kanalizasyon çalışması sırasında tesadüfen bulunan paha biçilemeyen altınlar ve tarihi eşyaların hikâyelere konu olan efsanevi çete Kırk Haramiler’e ait olduğu ortaya çıktı.

Mardin’in Kızıltepe ilçesi Sürekli köyünde kanalizasyon çalışması yapan kepçe ope-ratörünün tesadüfen ortaya çıkardığı altınlar ve tarihi eşyaların, Türk filmlerine, dünya sinemasına ve Binbir Gece Masallarına konu olan efsanevi Kırk Haramiler çetesine ait olduğu ortaya çıktı. Paha biçilemeyen tarihi eşyaları ve altınları inceleyen uzmanlar, eşyaların farklı uygarlıklara ait olması ve bölgenin tarihi özelliklerinin Kırk Haramiler’i işaret ettiğini söylediler.

kirk-harami-altin

ÇETELERİN BÖLGESİNDE BULUNDU

Daha önce Suryaniler’in yaşadığı tarihi ‘İpek-yolu’ üzerindeki Sürekli köyünde 5 Ekim 2009′da yapılan kanalizasyon çalışmasında 3 küp altın ve tarihi eşyalar bulundu. Mardin Müze Müdürü Nihat Erdoğan başkanlığında 4 arkeolog ve 12 işçi ile çevrede kazı çalışmaları yapıldı. Kazı çalışmaları sırasında farklı kültürlere ait çok sayıda değerli ta-rihi eşya ve altın çıkarıldı. Altınları ve tarihi eşyaları inceleyen Mardin Müzesi uzmanları son bin yıl içerisinde bölgede faaliyet gösterdiği bilinen Kırk Haramiler çetesinin izine ulaştı. Eşyaları inceleyen Restoratör-Konservatör Vural Züngör altınların Kırk Haramiler’e ait olmasının çok yüksek bir ihtimal olduğunu söyledi. Bölgenin konumuna dikkat çeken Züngör “Altınlar çetelerin faaliyet gösterdiği bir bölgede bulundu. Bölge aynı zamanda kervan yolu üzerinde” dedi.

KÜLTÜRLERDEN TOPLAMA SERVET

Bulunan altın sikkeler ve ziynet eşyalarının tek bir döneme ait olmadığını belirten Zöngör, “Pek çok farklı uygarlığa ve bu uygarlıkların kültürlerine ait. Yani bir toplama sonucu ortaya çıkan bir servet var ortada. O nedenle kişisel servet niteliği zayıf. Tahminlerimiz bu buluntuların soygunlarla toplama bir servet olduğu yönünde” diye konuştu.

Tarihçi Prof. Dr. Esat Arslan da Kırk Haramiler’in İdil’in güney batısı ile Midyat bölgesi arasında yaşamış olabileceklerini belirterek, bölgedeki Yezidi Mezarlığı’ndaki birtakım buluntuların bunu kanıtladığını ifade etti.

Kırk Haramiler bu bölgede yaşamış

Altınların bulunduğu alan olan Sürekli Köyü’ne bağlı Çıldiz Mevki’nin anlamına da dikkat çeken Restarötür-Konservatör Vural Züngör ‘(Çıl) Kürtçe’de kırk (diz) ise harami anlamına geli-yor. Bu da Kırk Haramiler çetesinin burada faaliyet gösterdiğini bölgeye daha sonra isimlerinin verildiğini gösteriyor” dedi.

İpek Yolu ve ticaret merkezi üzerinde bulunun yaklaşık 3 bin yıllık bir yerleşim birimi olan Çıldiz Köy’ünde son yüz yıla kadar pekçok çetenin varlığını koruduğu biliniyordu. Mardin Müzesi tarafından aynı bölgede gerçekleştirilen kazı çalışmalarında bulunan paha biçilemeyen tarihi eşyalar ve altınların da ise 12. ve 13. yüzyıla ait olduğu belirlendi. Bu eşya ve altınların da Kırk Haramiler’e ait olabileceği tahmin ediliyor. Tarihçi Prof.Dr. Esat Arslan ise dilden dile dolaşan Kırk Haramiler hikayelerinin gerçek olabileceğini söylüyor. Arslan, Kırk Haramiler’in yaşadıkları bölgenin ise İdil’in güney batısı ile Midyat aarasında kaldığını sözlerine ekliyor. Bazı uzmanlar da Kırk Haramiler’in Şırnak ve Mardin arasındaki bölgede yaşadıklarını ileri sürüyorlar.

  • Share/Bookmark

Kurban Satış – E-kurban – Bayramda Kurban

admin tarafından 11 Kasım 2009 tarihinde yazılmıştır.
Yorum Yok

kurban satışBayramnın yaklaştığı şu günlerde herkezin en çok konuştuğu konulardan biri ise kurbanlar. Nerden nasıl temin etmeliyiz, krizden dolayı zaten cebimiz delik bütçemize uygun kurban nasıl bulabiliriz?

Bir çok yöntem var e-kurban diye adlandırılan büyük marketler den internet yolu ile alış veriş bile yapabilirsiniz yani kurbanınızı temin edebilirsiniz, belirlenen kurban kesim yerlerine gidebilirsiniz. Temiz, güvenilir ve sağlıklı hayvanlar tercih etmenizi temenni ediyoruz griplerin bu kadar salgın olduğu günlerde bizde bir kurban gribi üretmeyelim herşey dine uygun çevreye ve yaşadığımız zamana uygun olsun

Sizlere önerebileceğim sağlıklı hayvan alabileceğiniz bazı telefon numaraları

Bursa Kurban Satış Hizmeti: 0532 262 13 50

İstanbul Kurban Satış Hizmeti: 0541 850 62 62

  • Share/Bookmark

Cem Garipoğlu’nun yaşı belli oldu

admin tarafından 10 Kasım 2009 tarihinde yazılmıştır.
Yorum Yok

Cem Garipoğlu'nun yaşı belli olduETİLER’de kafası kesilmiş halde cesedi bulunan Münevver Karabulut’u öldürdüğü iddiasıyla tutuklanan Cem G.’nin olay tarihinde 18 yaşından küçük olduğunun Adli Tıp Kurumu’nca belirlendiği öğrenildi.

Rapora göre Cem G. İstanbul Çocuk Mahkemeleri’nde yargılanacak. Cem G. Türk Ceza Kanunu’nun 31/3. maddesine göre, 18 yaşından küçük olduğu için ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine 18 yıldan 24 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanabilecek.

Cem G’nin daha önce Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yapılan kemik yaşı incelemesinde de 18 yaşının içinde olduğu tespit edilmişti. 17 Eylül 2009 tarihinde tutuklanan ve 18 yaşından küçük olduğu için Maltepe Cezaevi’nin çocuk koğuşuna konulan Cem G’nin, 29 Ekim 2009’da babası Mehmet Nida G’nin tutuklu bulunduğu Silivri 5 Nolu Cezaevi’ndeki tek kişilik bir koğuşa yerleştirilmişti.

Kaynak: www.hurriyet.com.tr

  • Share/Bookmark

15 dakikasi 2 kontör

admin tarafından 10 Kasım 2009 tarihinde yazılmıştır.
Yorum Yok

genc_turkcellTurkcell, “gençTarife” ile gençliğin gücüne güç katıyor Turkcell’li gençliğin yeni gücü “gençTarife” ile 15 dakikası 2 kontör.

BizbizeKampus “gençTarife” oldu: 2 saat bedava paketi artık her yöne, diğer operatörlerle dakikası ise sadece 1 kontör oldu!

Türkiye’nin lider iletişim ve teknoloji şirketi Turkcell, genç müşterilerinin hayatını kolaylaştırmak ve gücüne güç katmak için Bizbize Kampus tarifesini geliştirerek gençTarife olarak değiştirdi.  “gençTarife” ile 25 yaş altındaki Turkcell’liler 100 kontör yüklediklerinde, 31 gün boyunca gençTarifelilerle 15 dakikası 2 kontöre, Turkcell’lilerle dakikası 3 kontöre konuşuyor. gençTarifeliler 150 kontör yüklediklerinde ise avantajları daha da artıyor;  hem diğer operatörlerle dakikası 1 kontöre konuşuyor hem de hediye kontör kazanıyorlar.

gençTarifeliler, her ay ilk yükledikleri 150 kontör karşılığında ayrıca 11 TL değerinde 50 kontör hediye kazanıyor. gençTarife kullanıcıları dilerlerse, “Bedava” yazıp 2733’e ücretsiz kısa mesaj göndererek hediye 50 kontörü vererek yerine “her yöne 2 saat bedava” paketine de sahip olabiliyor.
2 saat bedava paketi, 150 ve üzeri kontör yükledikten sonraki 30 gün içinde alınabiliyor ve 30 gün süreyle geçerli oluyor. Paketteki dakikalar transfer edilemiyor ancak görüntülü konuşmada kullanılabiliyor. gençTarifeliler günde 5 SMS’ten sonrasında ise her yöne ücretsiz SMS hakkı kazanıyor.

gençTarife, “Gençken Yapılacak 100 Şey” kampanya listesinin 98’inci sırasında yer alan “Hiç olmayacak birine dünyanın en inanılmaz konuşmasını yap” maddesini denemek isteyen gnçtrkcll’lilere için de ucuza, uzun konuşma avantajı sunuyor.

Turkcell Bireysel Müşterilerden Sorumlu Pazarlama Bölüm Başkanı Burak Sevilengül, Turkcell’in gençlik kulübü gnçtrkcll’le uzun yıllardır gençlere özel avantajlar ve deneyimler sunduğunu belirterek, “Şimdiye kadar yaptığımız çalışmalarla gençler için vazgeçilmez hale gelen bir çok avantajlı teklif ve deneyim sunduk ve sunmaya devam ediyoruz. gençTarife’yle de gençler en avantajlı koşullarda konuşma ve mesajlaşma imkanını bulacaklar. gençTarife’yi gençlere yönelik çalışmalarımızı olduğu gibi “Gençken Yapılacak 100 Şey” kampanyası çatısı altında anlatıyoruz. Bu kampanyaya çok yoğun ilgi var, şimdiden www.genckenyapilacak100sey.com sitesi 500.000’den fazla ziyaret edildi. Gençlere yine bu çatı altında iletişimini yapacağımız sürpriz ve avantajlı tekliflerimiz ve hizmetlerimiz devam edecek” dedi.

gençTarife’den yararlanmak isteyen 25 yaş altındaki Turkcell’lilerin nüfus cüzdanı, ehliyet, pasaport gibi  kimlik belgeleriyle Turkcell İletişim Merkezleri’ne başvurmaları gerekiyor.

www.gnctrkcll.com

  • Share/Bookmark

Türkiye CERN’de kaybediyor

admin tarafından 10 Kasım 2009 tarihinde yazılmıştır.
Yorum Yok

turkiye_cern

Türkiye CERN’de 50 milyon dolar ödemiyor, milyar dolar kaybediyor.

Cern’de görevli Doç. Dr. Kerem Cankoçak, Türkiye’nin CERN’e üye olması halinde ödemesi gereken yıllık 50 milyon doları fazla bulmasını eleştirdi. Cankoçak, “Yetkililer ‘3 vereceğiz 5 almalıyız’ diyor. Bilimde bugün 3 verip yarın 5 alamazsın ama bilime yatırım yapan ülkeler dünyanın en zengin ülkeleri oldu” dedi.

İSTANBUL Teknik Üniversitesi (İTÜ) adına Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi’nde (CERN) görevli biliminsanı Doç. Dr. Kerem Cankoçak Türkiye’nin CERN’e üye olması halinde ödemesi gereken yıllık 50 milyon doları fazla bulmasını eleştirdi. Doç. Dr. Kerem Cankoçak, küresel cirosu yaklaşık 1.8 milyar dolar olan ve 2009-2010 faaliyetleri için Türkiye’yi hedef ülke belirleyen Teradata’nın “Bilgi Teknolojileri ve Evrim” başlıklı etkinliğine katılmak için Türkiye’ye geldi. TÜBİTAK yetkililerinin CERN’i ziyaret ettiğinde “50 milyon dolar verilecek peki faydası ne olacak” diye sorduğunu anlatan Doç. Dr. Kerem Cankoçak şöyle konuştu: “3 vereceğiz 5 almak isteriz diyorlar. Bu iş öyle değil. Türkiye’de kullanılan her alet, ses kayıt cihazından bilgisayara dışarıdan alınıyor. Oysa bu insanlar yüzlerce yıl bilime yatırım yaptılar, şimdi onun nimetlerini yiyorlar. Şu anda elektronik çağda yaşıyoruz diyoruz. Elektron 1897’de keşfedildi. Keşfedildiğinde kimse bir elektronik çağda yaşayacağımızı bilmiyordu. Bilime yatırdığımız paranın ileride nasıl döneceğini şimdiden kestiremeyiz. Bugünden yarına bir iş değil. Temel bilimde bugün 3 verip yarın 5 alamazsınız. Ama uzun vadeli yatırımdır ve bilime yatırım yapan ülkeler bugün en zengin ülkeler.”

CERN’e üye olursak

Doç. Cankoçak, günlük hayatta kullanılan birçok şeyin bilimsel araştırmalar sırasında keşfedildiğini belirterek, “En güzel örnek röntgen ışınlarıdır. X ışınları günümüzden 100 yıl önce keşfedildi. Günlük hayatta karşılaştığımız bütün dedektörler, asansörler, otomatik kapıların açılıp kapanması, telekomünikasyon çalışmaları yine temel bilimsel araştırmalardan çıkıyor. CERN’e üyelik bu teknolojilerin Türkiye’ye getirilmesine yol açacak” dedi. Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) ve bazı hükümet yetkililerinin CERN’e üyelik durumunda yılda 50 milyon dolar ödemekten bahsettiğini hatırlatan Doç. Dr. Cankoçak, “Bu 50 milyon doların ilk 5 yıl boyunca kademeli olarak büyük kısmı Türkiye’de harcanacak. Hatta ilk yıl neredeyse tamamı Türkiye’de harcanacak. Laboratuvarlar kurulacak, para Türkiye’deki parçacık fizikçilerine aktarılacak” dedi.

Hızlandırıcı teknolojiye fayda sağlar

GELİŞMİŞ ülkelerde Ar-Ge için kullanan hızlandırıcıların ekonomiye ve teknolojiye büyük faydalar sağladığını anlatan Doç. Dr. Kerem Cankoçak, özellikle nano-biyo-teknolojiler gelişmiş lazer sistemleri gerektirdiği için, bu tür merkezlerin (ABD’deki Stanford Universitesi Doğrusal Hızlandırıcı Merkezi, Almanya’daki Alman Sinkrotron Merkezi, Cenevre’deki CERN gibi) yeni buluşlar ve teknolojiler için şart olduğunu vurguladı. Anahtar teslimi bir hızlandırıcının tıpkı otomotiv sanayiindeki gibi yabancı patentli yerli araba gibi tuhaf bir duruma döneceğini savunan Doç. Dr. Cankoçak, “Bu durum Turkiye’deki teknolojiye, AR-GE çalışmalarına hiç bir kazanç sağlamaz. Zaten anahtar teslim bir hızlandırıcıyı çalıştıramayız. Çünkü elimizde yeterli sayıda yetişmiş eleman yok” diye konuştu.

Hiçbir ülke kendi başına CERN kuramaz

“TÜRKİYE kendi CERN’ini kuruyor” haberlerini de eleştiren Doç. Dr. Kerem Cankoçak, “Hiçbir ülke kendi CERN’ini kuramaz. Çünkü CERN uluslararası bir kuruluş. Hem ekonomik olarak hem de beyin gücü olarak hiçbir ülke bunun altından kalkamaz” dedi. Türkiye’de planlanan iki girişim olduğunu söyleyen Doç. Dr. Cankoçak, “Birinci girişim TAEK’in küçük hızlandırıcı projesi. Tıpta kullanılan radyo nükleiti üretmek istiyorlar. Yurtdışından her yıl milyonlarca dolar radyo nükleitlerin ithalatı için gider. TAEK 12-15 milyon dolar civarında bir para ayırdı. Diğer proje de Türk Hızlandırıcı Merkezi. Ancak burası Türkiye’nin CERN’i değil. Bunlar küçük deneyler yapmak için ya da bazı maddelerin radyasyona dayanıklılığını ölçmek için ya da bir lazer ışını elde edip o lazer ışınıyla hem tıpta hem de fizikte birtakım deneyler yapmak için bunlar küçük labaratuvarlar” dedi.

  • Share/Bookmark
Hosting, Linux Hosting